Kısa kes Aydın abası olsun
Soner Uçak yazdı...

Mikrofonumuza konuşan falanca kişi yüreklere su serper de, mikrofonumuza konuşmayan kişinin söylediklerini duymak yüz kızartır çoğu zaman.
Duyulması istenen şeyler de aslan kesiliriz: ne yani nikah masasına da mı oturmadınız canım?
“Evet” derken ki kükreyişinizi hatırlayınız.
Ama yine de mikrofonla kurulan ilişkiye dikkat etmek gerekiyor.
On-off tuşlarını bilmek, en azından duyulmasını istemediğiniz şeyleri söylerken, yanınızdakine veya yandaşı olduğunuza off yapacaksın tuşu.
İnancım o ki; duyamadıklarımız veya sessiz söylenenler daha gerçektir,
bağıra çağıra söylenenlerden.
Meydanda işçinin hakkı aranır da, fısıldayışlar arasında aranan haklar daha gerçektir.
Daha samimidir fısıldayışlar.
Sarı sendikacılık evrim geçiriyor
Kırmızı oluyor yüzümüz gözümüz; ama en çok yüzümüz.
Sarı sendikaları eleştiren bir kavmin mensubuyum da “sarı sendikaları arar oldum” diye fısıldıyorum.
Tekrar etmekte fayda var “fısıltılar” daha samimidir.
Ben üniversitede işçi hakkı savunurken, hatırlıyorum savunulabilecek pek çok işçi hakkı vardı.
Arkadaşlarla tartıştığımızda, işçilerin hakkının azlığından dem vururken, bugünleri hayal bile etmezdik.
Kıdem tazminatından, emekliliğe ne çok törpülendi işçilerin hakları.
Sendikalara kızardık en çok.
Hatta, onlarla yapılan birkaç toplantıya girdiğimde, işçiden daha çok işçiliğim tutardı da, fısıldardım kendi kendime “bunların hepsi sarı sendika” diye
Fısıltılar daha samimidir.
Bir gün bütün mikrofonlar açık unutulduğunda, beyaz adam anlayacak tüm bağrış ve çağrışların riyakarlığını
Neyse “uzasa işi karıştaracağız”
Sendikalar yüzümüzü kızartmaya devam ededursun, biz kimsenin duymayacağı bir şekilde fısıldayacağız.